• Diğer

Türkiye

Allah ne vahyedilmişse ben ona bakarım

Cumhuriyet tarihi boyunca, müslümanlara yönelik tipik laik-provakatif tavrını sürdüren Kemalist çevreler, İzmir’de yaşayan ve imam hatiplik görevini ifa eden Mustafa Talha Çoğaş’a yönelik linç kampanyası başlattı.

Allah ne vahyedilmişse ben ona bakarım

20 Nisan 2015 11:22
-A

+A

Tipik din düşmanı reflekslerle, islamın emirlerini tercih eden ve tatbiki için gayret gösteren Müslümanları hedef tahtasına koyan Kemalist/Gülenist medya organları, bu kampanyayı derinleştiren temel unsur oldular.

ISLAH HABER İzmir’de gündemde konuşulan mevzuların muhatabı Mustafa Talha Çoğaş ile bir görüşme yaptı. Mustafa Talha Çoğaş'ın, cemaat medyasının çarpıtarak yayınladığı açıklamanın orjinal metnini olduğu gibi yayınlıyoruz.
 
"Daha önce kendisiyle yapılan röportajın art niyetli ve saldırgan amaçlar için, saptırılarak kullanıldığını ifade eden Mustafa Talha Çoğaş, “Söylediklerim ve yaptıklarım İslam fıkhının temel aldığı esaslardan oluşmaktadır.” dedi.
 
Selamun aleyküm...
 
Kovulmuş olan Şeytan’dan ve onunla birlikte hareket edenlerden Rahman ve Rahim olan Allah'a sığınır ve O'nun adıyla başlarım...
 
Kardeşlerim! 
 
Hakkımda çıkan haberlerle ilgili düzeltmelerim olacak, inşallah hayra vesile olur...
Muhabir hakkımda bazı şikayet ve eleştiriler olduğunu söyledi ve yaşımı sormakla başladı... (onuda sallamış) ardından eleştirileri teker teker yöneltti ve cevapladım. bu arada yanımızda köyden iki kaliteli adam daha vardı. ikisinin de adı mehmed... 

***
 
Soru: insanları müslüman değilsin diye ayırdığınız söyleniyor, ne diyorsunuz?, camiye gelmeyenlerin namazını kıldırmayacağınızı söylüyormuşsunuz...
 
Cevap: Bu durum manidar. Allah (c.c) kitabında neyi vahyettiyse, neyi bildir dediyse, Resulullah (s.a.v)’de hayatında neyi uyguladıysa ona bakarım. Çünkü ben onların izinden gidiyorum, kimseye müslümansın ya da değilsin demem, bu benim haddime de değil, işim de değil, zira kalpleri ancak Allah bilir. 
 
Ancak açıkça inkar edenler başka. Ben Kuran’daki mü'min ve müslüman kimdir tanımlamalarını yapar bundan gayrsını siz düşünün derim. Bir kimseye sen kafirsin demek bana bir şey kazandırmaz. Ben sadece müslüman kimdir tanımını yapmakla ve uyarmakla mükellefim. 
 
Namaz kıldırma meselesine gelince öyle demedim. Namaz kıldığına hiç şahit olmadığım ve olunmayan, açıktan meydan okurcasına içki içtiğine ve helal olduğunu savunduğuna şahit olduğum, Allah’ın dinine dil uzatıp Allah’a ve Resulüne inanmayanın namazını kıldırmam dedim. ( müslüman olduklarına kefil istiyorum falan demedim!!! )
 
Soru : peki yakınlarda ölen Hüseyin Yaşa'nın namazını kıldırmadığınız söylendi, bunu neye dayanarak yaptınız?
 Cevap : Rabbimiz Tevbe suresinde buyuruyor, “Onlardan ölenin namazını kılma ve kabri başında durma diye” buda Allah ve Resulünü inkar edip fıska düşmeleri sebebiyle deniyor. 
 
Hüseyin Yaşa'yla sağlığında bir kaç kez sohbet etmişliğimiz var. Allah’a inanmadığını söylemiş ve ben de ona sormuştum her seferinde, neden inkar ediyorsun Allah’ın varlığının ispatı olarak onca delil varken diye... Genelde siyasi cevaplar verirdi. bir görüşmemizde eğer bu hal üzere ölürsen namazını kıldırmam ve cenazeni yıkamam demiştim. Oda istemem ki zaten, cesedimi yakıp külümü Örlemiş deresine savursunlar demişti ve bende yaşar abiye vasiyet bırakmasını böylelikle peşinden gelenlerin bu konuda da peşinden gelmeleri gerektiğini söyledim, bırakacağım diyerek kapanmıştı bu mevzu. İşte bu yüzden kıldıramazdım namazını. Ama o gün zaten köyde değildim ve iznim vardı, olsaydım yine kıldırmazdım.
 
Soru : Halkın bir diğer eleştirisi mezarlıkta kuran okumak yerine sohbet ediyormuşsunuz ve ölülerin arkasından kuran okunmayacağını dile getiriyormuşsunuz her seferinde...
 
Cevap: Evet... Çünkü kuran ölüler kitabı değil diriler için indirilmiş bir kitaptır. Yaşamınızda Kur’an-ı kerim okumadıktan, ayetlerin gereğini uygulamadıktan sonra, isterseniz her gece ruhlarınıza Kur’an okunsun, hiçbir fayda sağlamaz. Peygamberimizin hayatında ölmüşlere Kur’an-ı kerim okunduğuna şahit olmuyoruz.ölüler için en çok okudukları Yasin suresinin bir anlamına bakıverseler görecekler bu ayeti apaçık bir şekilde. “O, diriler için bir uyarıdır.” diye... Fakat maalesef bizim insanlarımız buna alıştırılmış. Bu konuda güzel bir benzetme var. Ölülere kuran okumak trafik kazası geçirmiş ve ölmüş birinin yanına varıp kulağına trafik kurallarını fısıldamaya benzetmişler. Kırmızı ışıkta geçilmez neden geçtin der gibi... Çokta isabetli olmuş bence.
 
Soru: Nasıl yani? Fatiha okuyoruz ya mesela o da mı okunmaz?

Cevap : Ben ne Allah’ın kitabında ne de Peygamberimizin hayatında duymadım bunun örneğini. Zannımca bu sonradan adetleşmiş. Okunsa bile bu yine ölü için değil kalanlar için okunmalı diye düşünüyorum. Bu yüzden sürekli okuyoruz Fatiha suresini. Anlamını bilerek okuduğumuz zaman bize açıyor hayırların kapısını ve duruşumuzun nasıl olması gerektiğini anlatıyor bize. Anlamını bilmeden kuran okumanın ve hayata yansıtmamanın reçetede yazılan ilaçların ismini okuyarak iyileşmek istemeyle aynı olduğunu düşünüyorum. 
Soru: Mevlide de karşı olduğunuz ve hiç okumadığınız dile getirildi.
 
Cevap : Elhamdülillah... Karşıyım evet. İnsanları büyüleyen ve hakka karşı körleştiren her şeye karşıyım. Ses tınısıyla insanları büyüleyerek dinlettiriyorlar. Süleyman çelebi peygamberimize duyduğu sevgiyle yazmış bu şiiri. Diğer şiirlerden ne farkı var? İnsanların bunu ibadet haline getirmesi ve bunun ticari bir meta haline gelmiş olması beni rahatsız ediyor, hazmedemiyorum. 
 
Soru: Şunu da söylediler, bu cesaretinizi arkanızdaki bazı makam sahibi kimselerden alıyormuşsunuz. Yani arkanız sağlam olduğu için istediğiniz yere şikâyet edebilirsiniz dediğinizi söyleyip torpilli olduğunuzu iddia ettiler.
 
Cevap : (((ben söze başlamadan yanımda duran Mehmet kardeşim dedi ki: " eğer torpili olsaydı ve kullansaydı burada olmazdı, ki Ankara’dan teklif almıştı dedi. Bende doğruladım ve sözü fazla uzatmadan şöyle dedim)))
 
Sizce sırtını Allah’a dayayandan daha sağlam arkası olan kimdir? Hiç kimseden destek ya da güç almıyorum. Yalnızca Allah’a güveniyorum. Hakkımdaki şikâyetleri duyunca oturup Allaha hamd ettim ve dedim ki rabbim şahid ol, bu senin için yaptıklarımın şahitlik belgesidir. Onların savundukları görüş batıldır ve yok olmaya mahkûmdur. şu ayeti örnek vermek istiyorum: ’onlar bir tuzak kurdular, fakat farkında değillerken Allah da onlara tuzak kuruyordu.’ korktuğum hiçbir makam, mevkii, kurum, kul yok. Benim korktuğum tek merci Allah’tır. Ben sırtımı Allah’a dayıyorum."
 
Soru: Bu arada babanızda mavi Marmara’da yaralanmıştı galiba?

Cevap: Evet ama konuyla...
 
Soru : Sağlığı nasıl neler yapıyor?

 
Cevap : Elhamdülillah. Rabbim selamet versin, hidayetten mahrum bırakmasın iyi inşallah. İHH ile birlikte geziyor, çalışıyor, koşturuyor. (babamın imam olduğunu sallamışlar yine mesela)
 
Peki teşekkür ederim dedi ve bence aranızda iletişim sorunu var falan dedi. bende evet pek yüze karşı konuşmazlar, arkadan konuşurlar buda maalesef iletişimi koparıyor, halbuki ben defalarca anlatma çabası içerisine girmiştim dedim. Bu arada konuşmaları kırpmadan çarpıtmadan yazarsanız güzel olur dedim. Bizim medya bu tür olaylara eleştirel bakar ama ifadelerinizi ana hatlarıyla özetleyerek ki takdir edersiniz bu kadar uzun verilmez haber, aynen yazacağıma söz veriyorum dedi uğurladık gitti...
 
Şimdi, önemle belirtmek isterim ki: 
 
Ben ne o'cuyum ne bu'cuyum... Ne vahhabi, ne selefi, ne mealci, ne de başka isimlerle çağırılan 
gruplardan değilim. Ben müslüman olduğunu iddia eden ve teslim olduğu zat'ın emirlerine boyun eğmek zorunda olan bir muvahhidim inşallah. Dolayısıyla beni kimse bir yere çekmeye ve bir gruba dâhil etmeye çalışmasın. Hele ki herhangi siyasi bir oluşumun içerisine. Çünkü oy kullanmayıp tüm siyasi düşünce ve gruplardan uzak duran, bu bozuk düzene boyun eğmiş her gruptan uzak duran ve Allah’a sığınan bir kulum.

Zira hükümde Allah’a ortak koşmaya ve o'nun hükümlerinin zıddıyla hükmetmeye mahkûm edilmiş hiç bir kimseyle birlikte hareket edemem ve yaptığı işleri onaylayamam. Dolayısıyla sadece bir müslüman olarak anılmak isterim!!! Bu yaptığımın da çok fazla büyütülüp övülmesine anlam veremiyor, şova dönüşmesinden ve farklı şeylere vesile olmasından korkuyor ve yine Allah’a sığınıyorum. Bunun yapılması gereken diğer kulluk borçlarından bir farkı yok. Bunu da tevazudan söylemiyorum. Diyorum ya korkuyorum... yıllardır kendimce hassasiyetle yapmaya çalıştığım amellerin, sergilemeye çalıştığım ama çoğu zaman beceremediğim Müslümanca duruşun boşa gitmesinden ve ayağımı kaydırmasından korkuyorum. Bana sadece şahid olun ve dua edin. 

"Allah için hakkı söylemenin bedeli ne ise ödemeye hazırdık ve hazırız elhamdülillah. Fakat insanlar bunu bir şov haline getirdi kısmen. Normalde gösterilmesi gereken bir duruş olduğu halde, sanki olağanüstü bir duruşmuş gibi algılandı ve pohpohlayanlar çok oldu. Hepsinden Allah'a sığınıyorum. Ayaklarımızı dini üzere sabit kılsın, kaydırmasın ve kaydırmak isteyenlere fırsat vermesin." 
 
İnşallah hayırlara vesile olur...
 
Övgüler yalnızca alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur...!!! vesselam..

Mustafa Talha Çoğaş

Kaynak : ISLAH HABER / Bilal HATTAB'ın haberi

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000
Necmi 28 Nisan 2015 22:32

Bende imam hatib olarak çalışıyorum . Söylediklerine aynen katılıyorum . İzzet Allaha Rasülüne ve Müminlere aittir. Ve lakin münafıklar bunu bilmez,anlamazlar....

Cevapla
muhammed emin 20 Nisan 2015 12:50

rabbim yardımcın olsun.görünen o ki bazı sıkıntılara hazır olman gerekiyor.

Cevapla
  • ÇOK OKUNANLAR
  • ÇOK YORUMLANANLAR

ARŞİV