• Diğer

Yazar

mehmetadiguzel22@hotmail.com

26 makale bulunmakatadır

İnsanlığın Çöküş Teorisi ‘Resulullah’sız Bir Yaşam’

“Andolsun size kendi içinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir. (Ey Muhammed!) Yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O’ndan başka ilâh yoktur. Ben sadece O’na güvenip dayanırım. O yüce Arş’ın sahibidir.” (Tevbe Sûresi/128-129)

12:31 - 28 Mart 2016

+A

-A

Bugün insanoğlu medya aracılığı ile her gün yeni değerlerle tanışmakta, gerekli gereksiz bir yığın bilgi ağı arasında kaybolup gitmektedir. Hızla gelişen teknoloji ile her an değişip daha da ahlaksızlaşan medya, çocuk ve gençlerimize her gün yeni rol modeller sunmakta ve sunulan rol modellerin gerçeği teğet geçen hayatları, geleceğimiz olan gençlerimize enjekte edilmektedir. Etrafınıza baktığınızda ideali olmadan yaşayan bir nesil göreceksiniz! Dünyaya geliş amacının yemek, içmek, gezmek ve eğlenmekten ibaret gören bu nesil, ne yazık ki ne Allah’ı ne de Resul’ünü tanıma fırsatı bulmadan yaşam sürelerini doldurmaktadır.
 
Popüler kültür, medya, tv dizileri, ahlaksız ilişkileri özendiren tv programları, bu toplumun fertlerine, Resulullah’ın ütopik bir karakter olarak anlatılmasını ve Resulullah’ın yüzeysel olarak anılmasını sağlamaya çalışan birer projedir. Amaç ümmetin Peygamberi ile bütün bağını kopartmaktır! Çünkü popüler kültür ve medya âdemoğlunun idealsiz yetişmesine ve yaşamasına neden olmaktadır. Bu nedenle Müslümanlar, bugün Peygamber Efendimizin (sav) hayatını bilmeye, öğrenmeye, öğretmeye, anlamaya ve anlatmaya önceki çağlara göre daha fazla ihtiyaç duymalıdır. Peygambersiz yaşamanın bedeli gelecek nesillerde Müslüman nüfusunun neslini tükenme noktasına getirebilir. Şunu unutmamamız gerekir ki, nesli tükenmekte olanın bir sonraki kuşaklara hiçbir faydası olmaz ve yarar da sağlayamaz.
 
İslam terbiyesinden mahrum bırakılan gençlerimiz, bugün bir futbolcunun bir sezonda attığı bütün göllerini biliyor, sakatlandığı süre içerisindeki bütün gelişmeleri anlık olarak takip ediyor. Fakat Peygamberinin oturma şeklini bilmiyor. Fakat Peygamberi hakkında sadece birkaç cümle tek söyleyebiliyor. Öte yandan popüler kültüründe etkisi ile ortaya çıkan cilt cilt kitapların okunduğu kadar Peygamberin hayatını anlatan bir kitabın okunmaması da ayrı bir acı gerçektir. Ve günümüz insanının başına gelebilecek en büyük belalardan biri olan şarkıcılar da toplumu uyuşturup uyutanlardır. Bir kişi küfrün bol olduğu, isyanın bol olduğu, günahın normal gösterildiği şarkıları ezberleyip, bir hadis ezberleyemiyorsa bu da başlıkta belirttiğimiz gibi teorimizi kanıtlamaya yeterli bir örnek sayılmaktadır.
 
Mazlumu zalim, zalimi mazlum gösteren medya, gerçeklerin olduğu gibi değil de istenilen şekilde sunulmasını sağlayan küresel bir tehlikedir. Bugün İslam coğrafyasının kana bulanmış vaziyette olduğunu unutturan da yine aynı medya fitnesidir. Eğlendirirken öldüren de düşündürürken uyutan da yine aynı fitnedir. Ve günümüz insanını belki de en çok ilgilendiren konulardan biridir. Çünkü medyayla iç içe yaşıyoruz.
 
Yukarıda örneklerle anlattığımız bu çöküş sebeplerine nasıl kalıcı çözüm bulunabilir?
 
Bunu öncelikle bir ayetle örneklendirip, açıklamaya çalışalım:
‘‘Andolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.’’ (Ahzab,33/21) Bu ayetten de anlayacağımız üzere, insanlığı sadece Resulullah(sav)’ın örnekliği kurtarabilir.

Resulullah(sav)’ın hayatından kesitler örnek vererek, başta günümüz Müslümanları olmak üzere insanlığın geneline küresel bir hatırlatma yapmaya çalışalım:
 
 
1) Resulullah Bir Davetçiydi:
 
‘‘Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmezler.’’(Sebe/28)  Kuran-ı Kerim’de zikredilen bu ayette belirtildiği gibi Resulullah(sav) bir davetçiydi, bir uyarıcıydı, bir müjdeleyiciydi. O, Allah’ın hem kulu hem elçisiydi.
 
Ve yine başka bir ayette ‘‘Sen sadece bir uyarıcısın. Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı (peygamber) bulunmuştur.(Fatır/23-24) denmektedir. Günümüz Müslüman’ı davetçilik fonksiyonunu yitirip, davetli fonksiyona gelmiştir. Davet eden değil davet edilen olmuştur. Nereye mi? Tabi ki de ahlaksızlığa, fuhuşa, harama, batının aldatmacasına, medyanın pisliğine…
 
Bu konu da yapılan en büyük hata Hz. Muhammed(sav)‘in yaptığı gibi davetin başarıya ulaşmasında, bizzat kendisinin davet ettiği hak dine samimiyetle bağlandığını ve bu dinin prensiplerini ilk olarak kendi hayatında uyguladığını unutuyor olmamızdır.  
 
2) Resulullah(sav)’in Doğruluğu:
 
Bugün gençlerimizin peşinden koştukları rol modellerin hangisi doğruluğu ile ön planda? Tabi ki de hiçbiri! Oysa Resulullah bir doğruluk abidesiydi. Sözüne güvenilirdi. İlkin kendi doğruluk emsali olmuştu. Daha sonra ümmeti doğruluğa davet etmişti.
 
Bu konuda Resulullah(sav)’in birkaç hadisini örnek verecek olursak; ‘‘Doğru olunuz, doğruluğa yöneltiniz.’’(İbn Hanbel, IV,213) 
 
Ve kendisine ‘‘Ya Resulullah! İslam hakkında bana öyle bir söz söyle ki, onu senden sonra hiç kimseye sormayayım’’ diyen bir kişiye ‘‘Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol’’(Müslim, I, 65) demiştir. Oysa söyledikleri ile yaptıkları birbirinin zıttı olan günümüz Müslüman gençlerine batının özendirdiği karakterler örnek olmaktadır. Bu da beraberinde bir doğruluk noksanlığına sebep oluyor.
 
 
3) En Güvenilir O’ydu:
 
‘‘Kişinin kalbinde iman ve küfür bir arada bulunmaz. Güvenilirlik ve hainlik de bir arada olmaz.” (İbn Hanbel, II, 349)

“Mü’min, insanların kendisine güvendiği kimsedir. Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların salim olduğu kişidir. Nefsim kudret elinde bulunan Allah’a andolsun ki, kötülüklerinden komşusunun emin olmadığı kimse cennete giremez.” (İbn Hanbel, III, 54)

Güzel ahlakın en önemli özelliklerinden olan güvenilirlik, aynı zamanda peygamberlerin genel özelliklerindendir. Hz. Peygamber gençliğinden itibaren güvenilir olarak tanınmıştır. O, Mekke’de ‘El-Emin’ diye anılıyordu. Mekkeliler, kendisine kıymetli eşyalarını teslim ederlerdi. Hz. Muhammed(sav) bu emanetlere asla ihanet etmez ve sahiplerine sağlam bir şekilde iade ederdi. Allah Resulü(sav) emanetlere en zor anında bile hainlik yapmamıştır. Mekke’den Medine’ye hicret ederken Hz. Ali’ye emanetleri sahiplerine teslim etmesini istediğini hepimiz biliyoruz. Burada altını çizmemiz gereken, emanetler Hz. Muhammed’i öldürmeyi planlayan müşriklerindir. İslam dininin başarıya ulaşmasında Hz. Peygamber’in güvenilir oluşunun payı çok büyüktür. Şayet davranışlarıyla güven vermeyen birisi olsaydı insanlar onun etrafında toplanmazdı. Bugün başarısız oluşumuzun bir diğer sebebi güven vermememizden kaynaklanmaktadır. Çünkü günümüz gençleri, model olarak topluma güven aşılamayan tipleri örnek almaktadır. Ve bu durum güven duygumuzu yok etmektedir. Farkında mısınız, insanlar artık birbirlerine hiç ama hiç güvenmiyor…
Sen hiç güvenmediğin birinin davetine icabet eder misin?
 
4) Resulullah’ın Hayata Bakışı:

Hz. Peygamber(sav) hayata iyimser bakar ve etrafındakilere bu şekilde bakmayı tavsiye ederdi. Yüzünden tebessüm hiç eksik olmazdı. En sıkıntılı anında bile üzüntüsünü belli etmez, yanındakilerin içini karartacak tavır sergilemezdi.

Mekke döneminde müşriklerin eziyetlerine ve Medine döneminde de çeşitli saldırılara ve suikastlara maruz kalmış, sıkıntılarla karşılaşmıştır. Yine Allah Resulü(sav)’e işler zor geldiğinde ve musibetler üst üste geldiğinde Bilal’e (r.a) ‘'Ey Bilal bizi namazla rahatlat’’ diye seslenirdi.

Bugün insanoğlu için en büyük felaketlerden biri olan savaşlarla, silahlı saldırılarla defalarca karşı karşıya gelmiştir. Aç kaldığı zamanlar olmuştur. Zor imtihanlardan geçmiştir. Ama günümüz insanı bir öğün açlığa bile tahammül edemeyecek kadar imanı zayıflatılmış, dünya hayatına bağlılıkla uyuşturulmuştur. Resulullah(sav)’in hayatına baktığımızda, çektiği bütün üzüntü ve sıkıntı verici olaylar onun dünyasını karartmamıştır. Tam tersine metanetini daima muhafaza etmiştir. Hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmamıştır. Zaten insanlar, morali bozuk, hayata küsmüş birisini örnek almak istemeyeceklerdir.

Son olarak, Rabbim, Resulullah(sav)’i örnek alarak yaşamayı biz inanan kullarına nasip etsin. O’nun hayatını bizlere rehber kılmayı nasip etsin…

Selam ve dua ile…

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

  • ÇOK OKUNANLAR
  • ÇOK YORUMLANANLAR

ARŞİV