Yazar

muhammedkutub@sutunhaber.com

5 makale bulunmakatadır

Siyasi Geri Kalmışlık

14:03 - 26 Ağustos 2012

+A

-A

Siyasi istibdat, İslam ümmetinin hayatında oldukça erken dönemde ortaya çıktı. Emevi devletinin, Hz. Osman (ra)’nın öldürülmesi dolayısıyla Hz. Ali ve Muaviye arasındaki anlaşmazlıktan doğan fitnenin sonunu getirmek gerekçesiyle siyasi düşmanlarını vurmaya kalkışmasıyla ortaya çıkmıştır.

Gerekçeler ne olursa olsun istikrara kavuşulduktan ve Emevilerin dizginleri ellerine bütünüyle geçirmelerinden sonra İslami yönetimin, Raşid Halifeler dönemindeki o göz kamaştırıcı parlaklığına dönmesi için uygun fırsat ortaya çıkmıştı. O dönemde İslam’a göre ‘Şûra’ fiilen yaşayan bir gerçek, İslam adaleti de tanık olunan bir olguydu. Raşid halife Ömer bin Abdulaziz’in halifelik dönemi fiili olarak bu örnek arı duru döneme bir dönüştü. Bu ıslah hareketinin, şartların köklü İslami şekline tekrar döndürülmesine kadar devam edip gitmesi mümkündü. Ama Emeviler, Ömer bin Abdulaziz’e onun örnek idaresine tahammül gösteremediler. Onun vefatından hemen sonra kendilerini engellediği, insanların mallarını haksızca almaya ve demir pençe ile onları yönetmeye geri döndüler.

Daha sonra Abbasi yönetimi, arkasından Memluklar ve Osmanlılar geldi. İstibdatla yönetim tarzını birbirlerinden miras aldılar. Ancak Allah’ın, Müslümanlığa tabiatı itibariyle adaletli olan bir yöneticiye sahip olma fırsatını verdiği haller müstesna idi. Böyle bir yönetici insanlara yumuşaklıkla davranıyor, onları adaletle yönetiyordu. İslam’da adaletli örnek yöneticiler, oryantalistlerin ve öğrencilerinin ileri sürdükleri gibi az değildir. Tablo, onların belli bir maksatla çizdikleri şekilde tümüyle siyah değildir. Ama bizim burada öne çıkarmak istediğimiz şudur: Artık İslam ümmet –kendi açısından- yönetimin gidişatı –yüce Rasulünün emrettiği şekilde- iyiliği emredip, kötülükten sakındırmak yoluyla düzeltmemeye başlamıştı.

‘Hayır, asla! Allah’a yemin ederim, ya iyiliği emredip kötülükten sakındıracak, zalimin elini zulmetmekten engelleyecek ve onu ister istemez hakkın sınırlarına çekip yalnızca o sınırlarda tutacaksınız…’-Ebu Davud-

İşte siyasal alanda geri kalmışlıktan maksadımız budur. Çünkü bu hal, İslam’ın emretmiş olduğu ve Müslümanların Raşid Halifeler döneminde gerek yöneticiler, gerek yönetilenler tarafından bir olgu olarak yaşadıkları şekilden bir geri kalıştır.

Rasulullah (sav), zalim hükümdara karşı silahla başkaldırmayı çok sıkı bir şekilde emretmiştir. “Ancak yanınızda ona dair Allah’tan gelmiş kesin bir delilin bulunduğu apaçık bir küfür görmeniz hali müstesnadır.” - Buhari – Çünkü fitnenin doğuracağı zarar, zulmün neden olduğu zarardan çok daha büyüktür.

Ama peygamber (sav), insanlara başlarındaki zulüm yönetimiyle uyuşmalarını ve silahlı ayaklanma dışındaki diğer yollarla ona karşı mücadeleyi terk etmeyi emretmemiştir. (Mesela, ümmetin maslahatlarını göz önünde bulunduran ümmetin vekilleri durumundaki hall ve akd ehli aracılığıyla siyasal yol buna örnektir.)
Fakat bunun tam tersini yaptılar:
“İnsanlar zalimi görüp te onun ellerini zulümden alıkoymayacak olurlarsa aradan fazla zaman geçmeden Allah onların hepsini kendi katından bir azaba uğratır.” - Ebu Davud, Tirmizi ve İbn Mace- 

Ama çeşitli alanlardaki benzeri diğer geri kalmışlıklarımızın yanına koyduğumuz vakit, siyasal geri kalmışlığa da hayret etmeyiz.

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

  • ÇOK OKUNANLAR
  • ÇOK YORUMLANANLAR

ARŞİV